Türkiye Ekonomisi için 2019’un Değerlendirilmesi

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIN:

UZMAN GÖRÜŞÜ YAZI DİZİSİ – ŞEVİN EKİNCİ (TÜRKONFED EKONOMİ UZMANI)*

2019 yılı dünyada sürprizlerin yılı olurken Türkiye için dengelenme yılı olarak geçti. 2019 yılını Türkiye için dengelenmenin başlangıç yılı olarak nitelendirebiliriz. Bunda dünyadaki ekonomik gelişmeler de destekleyici rol oynadı. Türkiye’nin faiz indirimlerine geçtiği bir dönemde gelişmiş ülkelerde merkez bankalarının da genişleyici para politikası kararları alması Türkiye makroekonomik gelişmelerinde dengelenme görmemiz açısından destekleyici bir rol oynadı.

2019 yılının ilk yarısında, gelişmiş ülkeleri gevşek para politikasına iten resesyon kaygıları başgösterdi. Özellikle ABD-Çin ticaret savaşının devam ediyor oluşu bu kaygıları ortaya çıkardı. ABD-Çin ticaret görüşmeleri yılboyunca neredeyse hergün yeni bir haberle kendini gösterdi. Henüz bir sonuca ulaşmayan bu rekabet uzunca bir süre yine revaçta olacak gibi görünüyor olsa da yılın son çeyreğinde görülen uzlaşmacı tavırlar Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için olumlu bir faktör oldu.

Zaman içerisinde ABD ve Çin tarafında görülen resesyon kaygılarının yersiz olduğunu gördük zira ABD’de oniki aylık bazda büyüme oranı yüzde 2-2.5 seviyelerinde seyrederken Çin büyüme hızı yüzde 6 olarak beklentiler dahilinde kaldı. Ancak durum Avrupa Birliği’nde bu kadar iç açıcı değildi. Türkiye’nin en büyük ihracat partnerlerinden biri olan Avrupa Birliği’nde yıllık büyüme oranı 2018 yılı başında yüzde 2.9 seviyesinden 2019 yılı ortalarında yüzde 1.3 seviyesine geriledi. Çeyreklik bazda büyüme oranı Almanya’da negatif olarak gerçekleşti ve Almanya gayri safi yurtiçi hasılası çeyreklik bazda yüzde 0.1 daraldı. İtalya ekonomisinde yılın ikinci çeyreğinde negatif büyüme oranları gördük. Çin-ABD dış ticaretinden kaynaklanan endişelerle ve Avrupa Birliği büyümesinde görülen yavaşlamayla beraber bu bölgelerde merkez bankaları da faiz indirimi startı verdi ve hatta genişlemeci yönde para politiksına devam edeceklerini duyurdular.

ABD’de enflasyonun hala beklenilen yüzde 2 seviyesine yükselememiş olması ABD Merkez Bankası (Fed)’nın elini faiz tarafında gevşek tutmasına sebep olacaktır ve bu durum Türk lirası gibi gelişmekte olan ülke para birimlerine yararken olası kur şoklarından koruyacak, böylece Türkiye ekonomisinin dengelenme sürecinde yardımcı faktör olarak yerini 2020 yılı boyunca da koruyacaktır.

Bir yıl içerisinde enflasyon oranın yüzde 25.2 seviyesinden yüzde 11 seviyelerine gerilediği, üç çeyrek üstüste görülen negatif büyüme oranlarından sonra yılın ikinci yarısında toparlanma yaşandığı 2019 yılını dengelenme yılı olarak nitelendirebiliriz. Önemli olan bu dengelenme sürecinin sekteye uğramadan devam etmesidir.  Türkiye’nin dengelenme sürecine girdiği bu ortamda para ve maliye politikalarını hassasiyetle yönetmesi önemlidir. Türkiye’nin uzun vadeli rekabetçiliğini koruması açısından para politikasını sıkı tutması yatırımlarını en verimli olduğu alanlara kaydırması ve yatırımcı güvenini sağlaması krititk önem taşıyor. Ülkemizin sürekli bir şekilde yüzde 5 ve üzeri sürdürülebilir bir büyümeye imza atması gereklidir ve bu potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz.

2020 YILI BEKLENTİLERİ

2020 yılı büyümeye başlangıç yılı olacak

2019 yılı üçüncü çeyreğinde başlayan resesyondan çıkış süreci, yıllık bazda pozitif açıklanacak olan büyüme rakamlarıyla devam edecek. 2019 yılının ilk iki çeyreğinde açıklanan negatif büyüme oranlarından sonra Türkiye’de gayri safi yurtiçi hasıla oranı yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0.9 arttı. 2019 yılı son çeyreğinde olumlu baz etkisiyle yıllık bazda yüzde 4 oranında bir büyüme rakamı bekliyoruz. Böylece yılı yüzde 1’e yakın bir büyüme oranıyla kapatabileceğiz. 2020 yılı için yine büyüme tarafında olumlu bir baz etkisi görülürken kredilerde canlanmanın etkisini, ihracattaki toparlanmayı ve turizmdeki gelişmeleri büyüme rakamlarında göreceğiz. 2020 yılı genelinde büyüme beklentimiz yüzde 4 ve bunun sürdürülebilir olması işsizlik oranlarının düşmesi açısından da önem arzediyor.

Enflasyon rakamı yıllık bazda 2019 yılı Kasım ayında tekrar yüzde 11 seviyesine yükseldi, her ne kadar döviz kuru şoku yaşanmasını beklemiyor olsak da faizlerin düşük tutulması enflasyon görünümünün düzelmesine yardımcı olamayacaktır. 2020 yılı genelinde, son çeyreğine kadar yıllık bazda enflasyonun yüzde 10-11 gibi çift haneli bir görünüm vermesini beklerken, ancak yılın son çeyreğinde yıllık bazda tüketici enflasyonun yüzde 9 oranına gerilemesini bekliyoruz.

Beklentilerimiz hükümetin son açıkladığı yeni ekonomi programının çok uzağında değil. Yeni ekonomi programı (YEP) 2020 yılı sonu için yüzde 8.5 enflasyon ve yüzde 5 gayri safi yurtiçi hasıla büyüme oranı beklemektedir.

Büyümenin tekrar canlanmasında uygulanan düşük faiz politikasının 2020 yılında kendisini göstermeye başlamasını beklemekle beraber bu ortamda mali politikaların sıkı tutulması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle kredi derecelendirme kuruluşlarının ve yabancı yatırımcıların gözettiği merkezi bütçe gelişmeleri haricinde IMF tanımlı bütçede faiz dışı açığın gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3.5 seviyesine ulaşması sinyal niteliği taşımaktadır. Yabancı yatırımcıları ülkemizden uzak tutmamak açısından mali disiplinimizi korumamız önem taşıyacaktır.

* Uzman Görüşü yazı dizisi konusunda uzman kişilerin gündeme ilişkin bilgilendirme ve yorumlarını içerebilir. Bu yazı dizisi SEDEFED görüşlerini temsil etmeyebilir.