S&P için Türkiye Kredi Notu Hala Riskli

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIN:

UZMAN GÖRÜŞÜ YAZI DİZİSİ – ŞEVİN EKİNCİ (TÜRKONFED EKONOMİ UZMANI)*

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P en son 17 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye’nin yabancı para cinsinden (Mayıs 2018’de düşürdüğü) BB- olan kredi notunu, çok daha kırılgan bir seviyeye işaret ederek, B+ ya düşürmüştü ve görünümü durağan olarak bırakmıştı.

Bu not, ülkenin ekonomik ve kurumsal profili için ılımlı zayıf’tan (BB-) daha zayıf (B+) bir görünüme işaret ederken; tanım olarak da Türkiye’nin spekülatif gruptan yüksek derecede spekülatif grubunun içinde yer almasına sebep olmuştu.

S&P, 31 Ocak akşamı değişiklik yapmayarak tekrar açıkladığı not ve kredi görünümüne dair bir dizi sayısal ve kalitatif analize de yer verdi.

Genel S&P Değerlendirmeleri Neyi İçeriyor?

S&P açıkladığı not ile beraber ülkenin kurumsal, ekonomik, mali, para politikası ve para otoritesi analizlerini de yayımlıyor.

S&P Ülke değerlendirmelerini neye göre yapıyor?

Kurumsal Değerlendirme:


Ülke kurumsal yapısının değerlendirmesini içeriyor.
• S&P için ülkede hükümetin kurumları ve yasa yapıcılığı kredi notunu etkiliyor. Hükümetin istikrarlı bir kamu maliyesi politikası izlemesi, dengeli ekonomik büyümeyi desteklemesi ekonomik ve siyasi şoklara dayanıklılığını etkiliyor.
• Yaptıkları analiz alınan siyasi kararların, siyasi kurumların etkinliğini, istikrarını, öngörülebilirliğini ölçüyor.
• Kurumların şeffaflığı, hesap verebilirliği ölçülürken açıklanan verilerdeki tutarlılığa ve kurumsal yapılarının sağlamlığına bakılıyor.

Etkin karar alıcılık ve siyasi kurumlardaki istikrar, hükümetlere, ekonomik kriz oluştuğunda, dengesizliklere karşı doğrudan müdahale etme olanağı tanıyor. Bu faktörler hükümetlerin uzun vadeli büyüme beklentilerinin korumasını sağlarken, kredi değerindeki ani bozulma riskini de en aza indiriyor.

Şeffaflık ve kurumsal hesap verilebilirlik faktörleri, siyasi kurumların ve siyasi yapının istikrarını ve öngörülebilirliğini arttırdığı için, ülke kredi notunu doğrudan etkiliyor.

Ülkenin borç ödeme kültürü ya da temerrüde düşmeye meyli yine ülke kredi notunda önem taşıyor.

Ekonomik Değerlendirme

Ülkede gelir seviyesi, ekonomideki çeşitlilik, ekonomik döngülerdeki volatilitenin/dalgalanmanın boyutu, büyüme beklentileri ülkenin ekonomik değerlendirmesinde önem taşıyor.


• Ülke geçmişinde refahın ve çeşitliliğin fazla olması, şoklara karşı dayanıklılığın yüksek olması, piyasa-odaklı ve yaşanan değişimlere uyumlu bir ekonomisi olması önem taşıyor.
• Bunlara ek olarak gelir seviyesinin yüksek olduğu istikrarlı büyüme profili ülkenin mali ve para politikalarındaki esnekliğini artırırken borç geri ödemesini yapması konusunda hiçbir kuşku uyanmamasını sağlıyor.

Dış faktörler, mali politikalar ve para politikaları

Hükümetin mali politikalarının sürdürülebilirliği ve bu politikaların esnek oluşu değerlendiriliyor.

Para politikalarının değerlendirilmesinde finansal enstrümanların kullanımı da var. Para otoritelerinin değerlendirilmesi için iki analitik yaklaşım kullanılıyor.

Tüm bu değerlendirmelere göre S&P31Ocak günü yayımladığı raporda Türkiye kredi notu ve görünümü için şunları belirtti:


• 2001 yılında yaşanan krizden beri Türkiye ilk kez geçen sene cari fazla verdi, ancak bu durum daha çok reel yatırımlardaki düşüşten kaynaklandı.
• Mali kararların fazlasıyla isteğe bağlı alındığını gördük; buna Merkez Bankası(TCMB)’nın, tüketicilere ve şirketlere kredi sağlamak için, beklenilenin ötesinde gerçekleştirdiği parasal genişleme kararlarını da ekleyebiliriz.
• Bu tarz “talep-bazlı büyüme stratejisi”, global finansal koşullar mevcut nispeten tehlikesiz piyasa şartları halinden saparsa, Türkiye’nin dış kırılganlıklarının ve finansal sektördeki kırılganlıklarının tekrar ortaya çıkmasına sebep olma riskini taşıyor.

S&P için Türkiye görünümü hala ‘Durağan’:

Hangi durumda görünümü negatife indirir: Bankacılık sektöründe sistemik risk artışının görülmesi ve mali politikada yapılan ayarlamaların potansiyel negatif sonuçlarının görülmesi halinde Türkiye kredi notunu indirmeye gidebiliriz. Bu potansiyel risk, beklentilerin üzerinde bir dış açık verilmesi ve hızlı kredi büyümesi durumunda daha da çok artacaktır.

Hangi durumda görünümü pozitife artırır: Öte yandan, Türkiye bankalarına ve ekonomisine güveni artıran, tamamen kredibilitesi yüksek ve şeffaf bir ekonomi düzeltme programıyla hükümetin ortaya çıkması halinde kredi notunu artırabiliriz. Böyle bir durum ülkenin ödemeler dengesi riskinin de azalmasını sağlarken enflasyonda kalıcı bir düşüşe sebep olacaktır.

Not Gerekçesi:
Hükümetin kredileri artırma yoluyla büyümeyi canlandırma çabası ilerde ekonominin aşırı ısınma riskini taşıyor. Türkiye’nin hala yüksek olan dış borç ödeme performansı global finansal koşullara bağlı olarak şekilleniyor.

2019 yılında Türkiye ekonomisinin sadece yüzde 0.3 büyümesini beklerken, 2020 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3.5 artış göstermesini bekliyoruz.

Son yıllarda Türkiye’de maliye ve para politikası otoritelerinin bazı isteğe bağlı kararlar aldığına tanık olduk. Bunlar:

-Hazine bütçesine önden yüklemeli olarak ve artan miktarda Merkez Bankası’ndan kar payı aktarımında bulunmak
-Kamu bankaları aracılığıyla, artan oranda, kredi teşviki
-Yerel para cinsinden (belli bir miktarın üzerinde) kredi veren bankaların karşılık ayırmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklarda indirim yapılması ve sermaye yardımına gidilmesi.
-Tüketici fiyat endeksini etkileyen ürünlerin vergi artrımlarında ertelenmeye gitmek; konut satışlarına ve inşaat sektörüne vergi kesintileri getirilmesi.

Ülke politikasında kapsayıcı ve koordine halinde bir yaklaşımın eksikliğini hissediyoruz. Şu anda alınan önlemler ileride daha büyük dengesizliklere sebep olabilecektir. Buna ek olarak, global finansal şartlar değişirse, hükümetin ne yönde önlem alacağına dair bir belirsiz bir durum bulunmaktadır.

Olumlu tarafta ise, hala düşük olan borç yükünün, herhangi bir negatif şokta, mali tarafta Türkiye’ye bir alan tanıdığını gözlemliyoruz.

Türkiye için değerlendirdiğimiz notlar özellikle kurumların zayıflığı yüzünden baskı altındadır. Hükümetteki birimler için sınırlı bir denetim mekanizması olduğunu görüyoruz, bu birimleri denetleyecek bağımsız bir denetleme mekanizması yok, kararın ve gücün tek bir yönetim biriminde kalmasından rahatsızız çünkü böyle olduğunda ilerideki siyasi kararların ne yönde olacağını öngörmek zor oluyor. Yine de 2019 seçim sonuçları Türkiye’deki siyasi sitemin bir derecede olsa rekabet ortamına izin verdiğini gösteriyor.

Kredi Notu Hakkında (notlama 1: en düşük 6: en yüksek, şeklinde):

Kredi Notu Faktörü Not Açıklama
Kurumsal Değerlendirme 5 Geleceğe yönelik alınacak kararları öngörmek zor; fazlasıyla merkezileşmiş bir karar alma mekanizması görüyoruz. Güç daha çok başkanlık yönetiminin elinde konsantre olmuş görünüyor ve bu birim çok az denetleniyor.
Ekonomik Değerlendirme 4 Burası kişi başına gelir ve büyüme trendine göre değerlendirilmiştir.
Mali değerlendirme: esneklik ve performans 4 Burası hükümet borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranına göre değerlendirilmiştir. Hükümet borcunun yarısı yabancı para cinsinden olduğu tespit edilmiştir.
Para politikası değerlendirilmesi 4 “Yönetilen” bir dalgalı kur rejimi var. Son yıllarda enflasyon yüzde 10 seviyesini aştı. Belirgin bir siyasi müdahale sebebiyle Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sınırlı olduğunu düşünüyoruz.

Yorum:
S&P’nin not değerlendirmek için hala görünümde netliğe ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Özellikle siyasi çekinceleri çok fazla. Bizim de daha önce defalarca vurguladığımız üzere, global finansal koşulların şu andaki gibi Türkiye lehine olma durumundan sapması halinde Türkiye’nin zor durumda kalma olasılığı mevcuttur. S&P’nin böyle bir riski göz önünde bulundurarak not değerlendirmesinde bulunduğu belli. Yani, S&P, finansal piyasalar için olumlu gelişmelerin ve sağlam faktörlerin dışarıdan değil içeriden gerçekleşmesini bekliyor.

*Uzman Görüşü yazı dizisi konusunda uzman kişilerin gündeme ilişkin bilgilendirme ve yorumlarını içerebilir. Bu yazı dizisi SEDEFED görüşlerini temsil etmeyebilir.